hamilelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hamilelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Gebelikte Reflü Sorunu

Posted by PPovveeR on

Hamilelikte yaşanan en sık rahatsızlıklardan biri de reflü. Bu sorunu yaşayan anne adayları verdiğimiz önerilerden faydalabilirler.

Hamilelik süresince doğum sonrası, bazı geçici rahatsızlıklar görülür. Bunlardan biri de gebelik reflüsüdür. Tabi anne adayının hemilelikten önce de böyle bir şikayeti olabilir. Ancak hamilelik, reflü için ek bir risk oluşturmaktadır.Ama gerekli önlemler alındığında hamilelik dönemi reflüsü sandığından daha hafif atlatılabilir. Hem hamilelik döneminde hem de doğum sonrasında reflüden kurtulmak için kolay uygulanabilir tedavi yöntemleri de mevcut. Ama en önemlisi yeme alışkanlıklarınızda bir takım değişiklikler yapmaktır.

Reflü nedir?

Asidik madde içeriğinin bir zorlama olmaksızın yemek borusuna geri kaçmasına reflü denir. Reflü aslında sık görülebilen bir rahatsızlıktır. Midenin iç yüzeyi gibi asidi dirençli yapısı olmayan yemek borusu, mide içeriği ile karşılaşınca tahriş olur. Temel yakınmalar olan göğüste yanma ve ağza acı-ekşi su gelme hissi ortaya çıkar. Ama az sayıda insan bu belirtiyle ilgili olarak tıbbi yardım arama ihtiyacı duyar. Hamilelikte reflü gelişimini tetikleyecek bir çok neden vardır. Reflü, hamilelerin neredeyse tamamında görülür. Hamilelik sonlandıktan sonra semptomlar gerilediğinden nadiren yemek  borusu mukozasına zarar verecek düzeye erişir. Reflü birçok nedene bağlı, ama ana neden, yemek borusuyla mide arasındaki kapakçık basıncının azalmasıdır.

Nasıl oluşur?

Kadın üreme hormonları olan progesteron ve östrojen,yemek borusunun ucundaki kapakçığın basıncını düşürücü etkiye sahiptir. Hamilelikte reflü görülme nedeni özellikle hamilelik sırasında artan progesteron hormonudur. Hamilelik ilerledikçe karın içi basıncın artması ve bunun mide üzerinde oluşturduğu baskı da yakınmaları artırır. Hamilelerin çoğu yakınmalarını ilk veya ikinci üç ayda yaşar. Son üç ayında olan hamilelerin %80'inde bu sorun görülür. Özellikle hamilelikte çok sıkıntı yaratsa da reflü, tedavisi olmayan bir hastalık değildir.
 
Tedavisi


Hamilelikte reflü probleminin tedavi yöntemi temelde hayat sitili değişiklikleri ve antiasit olur. Bu antiasitlerin bebeğe bir zararı olmaz. Midenin asit ortamını nötralize eden antiasit ilaçlar ve mide üzerinde ve mide üzerinde bir bariyer oluşturan antiasit kombinasyonu ürünler desemptomların giderilmesinde çok faydalı ve güvenlidir.Hamilelik sırasında ortaya çıkan reflü, genel olarak hafif seyreder ve doğum sonrası yakınmalar kaybolur.

Anne adayına öneriler

Hemilelikte reflü problemi olan anne adaylarının az ve sık yemek yemesi, diyette yağ içeriğini azaltması, baharatlı yiyeceklerin yenmemesi, sigarayı bırakması faydalı olur. Bol sıvı alımının öğün aralarında tüketilmesine özen gösterilmesi gerekir. Böylelikle mide içi basınç çok artmayıp kapakçığa daha az basınç yüklenmiş olur. Çikolata, asitli içecekler, dometesli ürünler reflüyü tetikleyebilir.

Kolay Hamile Kalma

Posted by PPovveeR on




 Yumurta çatlamasına yardımcı ve kolay hamile kalma kürü
Yarım litre kaynamakta olan klorsuz suya dokuz-on adet kuru inciri ilave ediniz ve yirmi dakika ağzı kapalı olarak kaynatınız. Yirmi dakika tamamlandıktan sonra ılımasını bekleyiniz. Ilıdıktan sonra süzülür. Üçe veya ikiye bölerek öğünlerden on-onbeş dakika önce aç karına içilir. Bu kürün uygulaması,

2x21U+7A

U= 21 gün uygulanır
A= 7 gün ara verilir


şeklindedir. Bu formülün anlamı, iki defa yirmibir gün uygulanır ve her yirmibir gün tamamlandığında yedi gün ara verilecektir. Toplam uygulama süresi kırkiki gündür. Uygulama sürelerine yedi günlük aralar dahil değildir. Her defasında günlük hazırlanması gerekir. Kuru incirleri bir kere koparıp veya bıçakla bir kez kestikten sonra kaynamakta olan suya ilave ediniz. Kuru incirlerin dışında beyaz pudrası var ise, soğuk su altında önce yıkayıp sonra ilave ediniz.

Gece krampları

Posted by PPovveeR on

Hamilelik döneminde yaşanan sorunların başında kramplar gelir, gebelikte krampların görülme olasılığı %15-30 arasındadır. Fakat basit tedbirlerle kramplardan korunmak mümkündür. 

Günlük hayatımızda bazı kaslar bize hissettirmeden sürekli kasılır ve gevşer. Bir veya daha çok kasın, bütününün veya bazı parçalarının istek dışı ve ağrılı kasılmalarına kramp denir. Başka bir deyişle kaslarda görülen ve acı veren kasılmalar olarak da nitelendirilir. 

Kramp nasıl gerçekleşir? 

Kasların çalışması için şekere ve oksijene ihtiyaç vardır. Bu iki maddenin birleşimi sonucunda enerji ve bazı yıkım ürünleri ortaya çıkar. Oluşan enerji, kasların çalışması için kullanılır, yıkım ürünleri ise kasta birikebilir ve krampları meydana getirebilir. 
Kasın fazla kasılması sonucu kanlanmanın azalması ve kasların fazlaca çalışması sonrasında da kramp oluşabilir. Kas ne kadar kasılmış ise, oluşan ağrı da o kadar şiddetli olmaktadır. 


Gece krampları


Gebelikte görülen krampların nedenleri nelerdir?

• Gebeliğin ilerleyen dönemlerinde özellikle bacaklarda ortaya çıkan krampların sebebi, dolaşım sisteminden kaynaklanır. Gebelik ilerledikçe bebek, dolayısıyla da rahim büyür. Çevresindeki damarlara ve sinirlere baskı yapar. Bu büyüme, özellikle ileri haftalarda olduğu için kramplara da genellikle 24’üncü haftadan (6’ncı aydan ) sonra daha sık rastlanır.

• Hareketsizlik ya da sürekli aynı pozisyonda kalmak, kan dolaşımını yavaşlatacağından ani kasılmalar görülebilmektedir. 

• Gebelikte beslenmeyle alınabilecek kalsiyum, potasyum, magnezyum eksikliği ya da gebelikte kan miktarının artması sonucunda kanda bulunan bu minerallerin oransal olarak azalması,

• Bebekler son aylarda kalsiyuma daha fazla ihtiyaç duyduklarında annenin bu ihtiyaca yeterince cevap verememesi,

• Bulantı, kusma gibi rahatsızlıklarda, çok sıcak havalarda, fazla terlendiğinde ve yeterince su içilmediğinde, su kaybı,

• Yatmadan önce bilinçsiz yapılan ve yorgunluğa sebep olan egzersizler,

• Gebelikte yorgunluk, sürekli ayakta kalmak, alınması gerekenden daha fazla kilo alımı ve bacaklardaki varisler,

• Bazı kişilerin krampa daha yatkın olması haricinde, yaşı ilerlemiş olan gebelerde kramplar görülür. 

En sık hangi bölgelerde görülür?

Kasılmalar en çok dizin aşağısında ayak ve baldırda görülür. Pozisyona bağlı olarak bazen sırtta ve uylukta da kasılma olabilir.

Gebelikte bacak kramplarının önlenmesi için neler yapılabilir?

• Özellikle yaz ayları öğle saatlerinde su, ayran, meyve suyu gibi sıvılar bol bol tüketilmeli,

• Kalsiyum açısından zengin ve dengeli beslenilmeli,

• Gece kaslara yönelik hareketler, yürüyüş, egzersiz (ama ağır olmamak şartıyla) ya da masaj yapılmalı,

• Uzun süre ayakta kalınmamalı ya da oturulmamalı,

• Otururken ayakların aşağı sallanması önlenmeli ve ayağın altına yükseklik konulmalı,

• Sol yana yatılmalı,

• Varis var ise mutlaka doktor önerisiyle varis çorabı kullanılmalı,

• Yüksek topuklu ya da düztaban ayakkabı giymekten kaçınılmalı,

• Kilo sorununa dikkat edilmeli, 

• Yatmadan önce isteğe bağlı ılık duş alınmalı, 

• Gerektiği takdirde doktor kontrolünde kalsiyum ve magnezyum içeren ilaç takviyesi yapılmalıdır.

Kramp girdiğinde ne yapılmalı?

Kramp girdiğinde amaç, kasılan kası gevşetmektir. Bunu da ters yöne hareket mantığıyla yapabilirsiniz. Örneğin, eğer ayak parmakları yukarıya doğru kasılmışsa parmakları aşağı hareket ettirip sonuna kadar açarak krampı önlenmeye çalışabilirsiniz. Sonra da kasılan bölgeye sıcak bir havlu konularak rahatlama sağlanır. 

Hangi kaslara kramp girdiyse o kaslara masaj yapılmalı, ovulmalı ve esnetme hareketleri uygulanmalıdır.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Operatör Doktor Gökçen Erdoğan

kaynak :http://www.anneyiz.biz/haber/gece-kramplari_hbs1345.html 

Emzirmek kilo verdiriyor

Posted by PPovveeR on




Emzirmek hem anne hem de bebek sağlığını korurken kilo vermek isteyen annelerin de yardımına koşuyor.



Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Sosyal Pediatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kondolot, yaptığı yazılı açıklamada, bir çocuğun sağlıklı bedensel ve ruhsal gelişim gösterebilmesi için ihtiyacı olan en temel besinin anne sütü olduğunu belirtti.

Anne sütünün yararları

- Anne sütüyle beslenen bebeklerde zatürre, ishal, orta kulak iltihabı, idrar yolu enfeksiyonu, menenjit, alerjik hastalıklar daha az görülmekte veya daha hafif seyretmektedir. Bu nedenle anne sütü bebek ve çocuk ölümlerinin azalmasında çok büyük katkıya sahiptir.
- Anne sütüyle beslenen çocuklarda ileri yaşlarda kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, şeker hastalığı, bazı bağırsak hastalıkları, şişmanlık ve bazı kanser türlerine daha az rastlanmaktadır. Bununla birlikte bu bebeklerin psikososyal gelişimleri daha iyi olmakta ve çeşitli ruhsal hastalıklar daha az görülmektedir.
- Anne sütüyle beslenen bebeklerin zeka düzeyinin daha iyi olduğu ve okulda daha başarılı olduğu gözlenmiştir.
- Emziren annelerde meme kanseri, yumurtalık kanseri daha nadirdir, kemik erimesi daha az görülür ve bir sonraki gebelik gecikir.
- Emziren anneler daha sağlıklı şekilde kilo verir.
- Emziren annelerin annelik duyguları daha güçlüdür. Bebek ile anne arasında daha güvenli bir bağ oluşur ve anneler ruhsal açıdan daha sağlıklıdır.”

Kondolot, amaçlarının tüm bebeklere doğumdan sonra ilk 6 ay sadece anne sütü verilmesini sağlamak olduğunu, bu dönemde anne sütü dışında verilecek her türlü besininin anne sütünün etkinliğini azalttığını, emzirmenin 2 yaşına kadar sürdürülmesi gerektiğini bildirdi.

Türkiye'de ve dünyada anne sütüyle besleme oranının istenilen düzeyde olmadığını belirten Kondolot, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Ülkemizde geçen yıl nüfus ve sağlık araştırması sonuçlarına göre 6 aydan küçük bebeklerin yüzde 40'ı sadece anne sütüyle beslenmektedir. Bundan dolayı anne sütüyle beslenmenin yaygınlaştırılması için dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de çeşitli etkinlikler yürütülmekte ve eğitimler düzenlenmektedir. Ekim ayının ilk haftası da bu nedenle Emzirme Haftası olarak belirlenmiştir. Başta sağlık çalışanları olmak üzere tüm toplum bu konuda duyarlı olmalı ve anne sütüyle beslenme desteklenmelidir.

Anneye bebek bakımında yardımcı olacak kişilerin de anne sütü ve emzirmenin yararları konusunda bilgilendirilmesi ve anneye destek olması sağlanmalıdır. Doğumdan hemen sonra bebek, anne sütüyle tanışmalı ve emzirme tekniği anneye tekrar gösterilmelidir. Emzirmeyle ilgili sorunla karşılayan anneler hiç vakit kaybetmeden doktorlarına başvurmalıdır. Bebek dostu hastane olan üniversite hastanemizde anne sütü ile beslenmeye büyük önem verilmekte, bu konuda eğitimli ekiple hizmet yürütülmektedir.”

hurriyet.com.tr

Ağrısız Doğum

Posted by PPovveeR on


Her anne adayının en büyük korkusu doğum esnasında çok acı çekmektir. Ancak günümüzde tıp o kadar ilerlemiştir ki artık doğum son derece kolay ve ağrısız yapılabilmektedir. Bu yüzden 9 ay boyunca o anı düşünerek stres yapmanız sadece kendinize değil taşıdığınız bebeğe de zarar vermektedir. İşte kadinlarsitesi.com olarak siz değerli anne adayları için ağrısız doğumu araştırdık:
Ağrısız doğum; doğum sancıların karında basınç, kasıklarda baskı biçiminde hissedildiği, tamamen normal bir doğumdur. Ağrısız doüumun normal doğumdan tek farkı doğum sancılarınızı karnınızda sadece kasılma (ve bebek çıkarken kasıklarınızda basınç) şeklinde hissetmenizdir. Ağrı acı vs yoktur. Bölgesel analjezi uygulamasından sonra doğuma kadar geçen sürede yürüyebilir, bulunduğunuz mekanda yürüyebiirsiniz.Sizi doğum evine alıp, pozisyon verdiklerinde karnınızda kasılma, kasıklarınızda baskı hissedince siz de aynı zamanda ıkınır, bebeğinizi aşağıya itersiniz. Her kasılmada bebek, doğum kanalında biraz daha ilerler ve nihayetinde önce başı daha sonra vücudu rahimden çıkar.
İsterseniz ilk olarak normal doğum ve evrelerini inceleyelim, sancılar nasıl oluşur, bir görelim:
Doğum ve Evreleri
Doğum, rahim içindeki bebeğin, vakti gelince türlü kasılmalarla doğum kanalında ilerleyip dışarıya çıkması, dünyaya gözünü açmasıdır. Her kadının doğumu özeldir ve onun için ömrü boyunca unutamayacağı bir tecrübedir.
Normal doğum 3 Aşamada Gerçekleşir:
1-Açılma
2-Bebeğin çıkışı
3-Halas (Plesantanın-bebeğin eşinin çıkımı) ile doğum eylemi tamamlanır.

Doğum süresi:
Doğum süresi; ilk ya da ikinci, üçüncü doğum olması, bebeğin ve anne adayının boyu, kilosu, bebeğin pozisyonu, kanalın anatomik yapısı, annenin psikolojik durumu ve benzeri pek çok etkenlerle değişebilmekle birlikte; ilk doğumda ortalama 6-9 saat; daha sonraki doğumlarda 3-5 saattir.
Doğum Ağrısı
agrisiz-dogumDoğum ağrısı, kendine özgü nitelikleri olan çok boyutlu bir ağrıdır ve çoğunlukla çok şiddetlidir. Pek çok kadın için şu ana dek yaşadıkları en büyük ağrıdır. Doğumun 1. aşamasındaki ağrılar rahim kasılmaları ve rahim boynunun genişlemesi, doğum kanalı açılmasından kaynaklanır. Bu ritmik kasılmalar çeşitli biçimlerde hissedilir ve şiddetli menstruasyon (Aybaşı) sancısı gibidir.2. devrede ise bebeğin başının doğum kanalından aşağıya inip dışarı çıkarken kasık ve kalça tabanındaki yumuşak dokuların kasılıp germesinden kaynaklanır.
Doğumun ilk safhasında hipnoz, akupunktur, Aromaterapi,Etonoks gazı,TENS uygulanması ve Petidin enjeksiyonu gibi bazı teknikler denenmektedir. Ancak bütün daha sonra yeterli olmayabilir. Doğumun sonraki evrelerinde yalnız Bölgesel Analjezi metadları etkilidir.
Analjezi “ağrısızlık, acı, ağrı hissedilmemesi” demektir. Bölgesel analjezi kişiyi uyutmadan, (şuuru açıkken) sadece ağrının oluştuğu veya iletildiği bölgenin geçici olarak uyuşturulması, o bölgedeki ağrı ve/veya hissin bir süreliğine yok edilmesidir.
Normal doğumda bölgesel analjezi 3 farklı teknikle uygulanabilir. En yaygın yöntem epidural analjezidir. 2. yöntem spinal analjezidir (Çoğunlukla doğumun ilerlemiş aşamalarındaki ağrı tedavisinde, çıkım öncesi şiddetli sancılarda, ıkınmayı engellemeyecek ilaçlarla uygulanır.) 3. metodda kombine spinal epidural analjezidir. Buradaki amaç her 2 yöntemin avantajlarından yararlanabilmektir.
Normal doğumda altın standart: Epidural Analjezidir.
Normal doğum için en çok tercih edilen, en etkili, en güvenli ve en sık kullanılan yöntemdir. Bel bölgesindeki duramater zarı etrafına (Epidural alana) ağrı kesici ilaçların enjeksiyonu ile gerçekleştirilir. Anne adayı baskıyı, dokunmayı hisseder, hatta kalkıp yürüyebilir ama ağrıyı hissetmez. Normal doğum için gerekli olan doğum sancısı, kasılmalar vardır ama rahatsız etmez.
Ne zaman uygulanır ?
Rahim kasılmaları düzenli hale geldikten (Doğum ağrıları oturduktan) sonra rahim ağzı yaklaşık % 60-70 incelip, açıklığı 4 cm’e ulaşınca yani sancılar anneyi ciddi olarak rahatsız etmeğe başlayınca uygulanır. Daha önce uygulanması, kasılmaları etkileyip doğumu geciktirir. Geç kalındığında ise hem anne gereksiz ağrı çekmiş olur hem de ağrılar daha sık geleceğinden anne adayı işlem süresince hareketsiz kalamaz ve epidural uygulanması zorlaşabilir.
DOĞUMDA EPİDURAL ANALJEZİ
* Günümüzde ayaklarda uyuşukluk ya da ağırlık hissi olmaksızın doğum sancısını yok etmek başka bir ifadeyle “Mobil ağrısız doğum” mevcuttur. Uygulamadan sonra yürüyebilirsiniz.
* Epidural analjezi sizi sersemletmez, hasta hissettirmez, ayrıca bağırsak hareketlerini durdurmaz, gaz çıkarımını engellemez.
* Hem psikolojik rahatlama, hem de kas spazmının çözülmesiyle normal doğum şansınızı artırır.
* Doğum stresinizin çoğunu giderir, kaslarda gevşeme ve rahatlama sağlar.
* Sancıları ağrı olarak değil, basınç ve kasılma olarak hissedersiniz. Çıkım esnasında kasılmalara eşzamanlı ıkınarak doğuma katılabilir, doğumunuzu çabuklaştırabilirsiniz.
* Doğum sonrası yorgun, bitkin olmadığınız için bebeğinizi çok daha çabuk kucağınıza alır, hemen besleyebilirsiniz.
* Tecrübeli uzmanların yaptığı epidural sonrası baş ağrısı çok nadirdir(% 1 civarı). Oluşsa bile tedavisi mümkündür. Tedavi edilmese bile 7-15 gün içinde kendiliğinden, iz bırakmadan geçer.
* Normal doğumun ağrı gideriminde altın standart “epidural”dir.

Hamileliğin 2. ayında anne karnındaki bebek ne durumdadır?

Posted by PPovveeR on



Hamileliğin 2. ayında anne karnındaki bebek ne durumdadır?
hamilelik,gebelik


 

Gebelikte Sigara ve Alkol

Posted by PPovveeR on


Gebelikte Sigara
ImageGebelikten önce gebelik sırasında ve sonrasında sigara içmeniz sadece sizin sağlığınız değil aynı zamanda bebeğinizin sağlığını da riske etmektedir.
Her nefeste size ve bebeğe zararlı olan nikotin, katran ve karbonmonoksit gibi zararlı maddelere maruz kalmaktasınız. Karbonmonoksit anne kanında taşınarak bebeğe ulaşır ve fetusa ulaşan oksijen miktarını azaltır.

Nikotin çocuk eşini(plesenta) geçerek kan damarlarının kasılmasına ve bebeğe daha az oksijen ve besin gitmesine neden olur.Bebek doğduktan sonra siz veya eşiniz bebeğin bulunduğu ortamda sigara içerseniz bebeğiniz sigaranın zararlı etkilerine maruz kalacaktır.

Sigara içilmesi normal bir gebeliğin yaşanmasını zorlaştırır. Eğer sigara içerseniz gebelikte vaginal kanamayı daha sık yaşayabilirsiniz. Aynı zamanda dış gebelik,düşük,ölü doğum ve erken doğum riskleri artacaktır. Çocuk eşinin rahime tutunduğu yerde sorunlar yaşanabilir.Düşük doğum ağırlıklı bir bebek sahibi olma olasılığı artar.Düşük doğum ağırlıklı bebeklerin erken doğma şansları daha yüksektir.

Ani bebek ölümü sendromu sigara içen annelerin bebeklerinde 2 kat daha fazladır.Sigarayı ne kadar erken bırakırsanız bebeğiniz için o kadar daha iyi olur.Eğer bırakamıyorsanız mümkün olduğunca az içmelisiniz.

Gebelikte Alkol
Alkol kullanılması ile alkolün kötü kullanımı arasında fark vardır. Bazı insanlar arada bir-iki kadeh içerler;bu alkol kullanımıdır. Bazıları ise hergün ve alem yaparak içmektedirler;bu alkolün kötü kullanımıdır.Alkol kullanımını alkolün kötü kullanımdan ayıracak alkol miktarı açıklık kazanmamıştır.

Alkol kalp atışları ve solunum gibi vücut fonksiyonlarını yavaşlatmaktadır. Gebe bir kadın alkol aldığında alkol kan yolu ile bebeğe ulaşmaktadır.Bebeğe ulaşan alkol anne kanındaki alkol seviyesi ile aynıdır. Gebe kadın gebeliği sırasında aşırı alkol alırsa, almayana göre düşük yapma olasılığı artar.Gebelikte ne kadar çok alkol alınırsa risk o kadar artar.Risk gebeliğin erken döneminde en fazladır. Gebeliğinde alkol alan annelerin bebeklerinde fetüs alkol sendromu denilen fizik,zeka ve davranış bozukluklarını içeren birtakım hastalıklar görülmüştür. Bu sendrom bebeklerde gözlenen zeka geriliğinin en önemli nedenlerindendir. Fetüs alkol sendromlu (FAS) bebekler ,normal bebeklere göre daha kısa boylu ve kiloları daha düşük olmaktadır.Özel bakım sağlansa bile iyi gelişememektedirler. Kafaları küçük olup,yüz,kafa eklemleri,kol ve bacaklarda anormallikler gözlenir. Kalp bozuklukları ve hareketlerin kontrol edilememesi de görülmektedir. Çoğu geri zekalı olup hiperaktivite,aşırı sinirlilik ve dikkat zayıflığı gibi birçok davranış bozuklukları gözlenmektedir.

Bazı bebeklerde birden çok bozukluk bulunur.Beraberinde sigara,başka ilaçlarının kullanımı,kötü beslenme ve stres gibi faktörler FAS oluşumunda önemli rol oynamaktadır.Muhtemelen alkol bütün vakalarda ortak maddedir.Diğer faktörler tek başına bu sendroma neden olmazlar.Ne kadar alkolün fetusü riske soktuğunu bilmek zordur.Her fetus farklı düzeyde etkilenmektedir.

Eğer bir kerede yüksek dozda alkol almıyorsanız ve kendinizi hafif içici kabul ediyorsanız en iyisi alkolü bırakmanızdır.Alkolü bırakmanız sağlıklı ve normal bir bebeğe sahip olmanız için hayat tarzınızda yapacağınız olumlu değişikliklerden birisidir.Ama yine de çok keyifli akşamlarda(sık olmamak koşulu ile) 1-2 bardak şarap içmenizde büyük bir sakınca yoktur.

kadinsagligi.com

Hamileliğin 1. ayında Bebek

Posted by PPovveeR on

Hamileliğin 1. ayında anne Karnındaki Bebek ne Durumdadır.Videomuzu İzleyerek Bu konuda Bilgi sahibi olabilirsiniz.


   

Sezeryan mı normal doğum mu?

Posted by PPovveeR on


Gebe kalan her kadının ilk aklına gelen doğumun ne şekilde olması gerektiği sorusudur 
Gebe kalan her kadının ilk aklına gelen doğumun ne şekilde olması gerektiği, sezaryen'in mi yoksa normal doğumun mu daha iyi olduğu sorusudur.

Bu sorunun doğru cevabı kişiden kişiye değişebileceği gibi uzmandan uzmana farklılık gösterebiliyor.
Bu yüzden bu soruyu cevaplamak çok kolay olamamakla birlikte sorunun çözümünü bulmak için öncelikle kişilerin istekleri, gebeliğin durumu, rahim içindeki bebeğin ve plasentanın değerlendirmesi, annenin anatomik ve sağlık durumunun hangi tür doğuma elverişli olup olmadığı ve  doktorun önerileri doğrultusunda karar şekillenmektedir.

Gebelikte beslenmenin önemi!

Posted by PPovveeR on


Gebelikte beslenmenin önemi! 
Gebelik döneminde anne ve bebek sağlığını etkileyen faktörler... 
En önemli unsur Annenin yeterli ve dengeli beslenememesidir.Anne bu durumda kendi ihtiyaçlarını ve bebek için  önemli besinsel gereksinimleri  karşılayamaz.
Çocukluk çağında yani küçük yaşta veya geç yaşta doğum yapması .
Annenin gebelik sayısı ,son iki hamilelik arasındaki süre , gebelikte geçirilen enfeksiyonlar.
Besinlerle küf  ,mantar ve  pestisit artıkların alınması. Anne ve bebek sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir.
Kullanılan ilaçlar.annenin kronik hastalıkları , alkol, sigara ve uyuşturucu madde kullanımı.
Artan enerji ve protein gereksinmesinin karşılanmaması annede ağırlık azalmasına neden olabilir.
Gebelikte artan gereksinmeler karşılanmadığı takdirde anemi, diş çürüklüğü , osteomalasi gibi hastalıklar ortaya çıkabilir.
Dengesiz ve yetersiz beslenen gebelerde toksemi görülme riski daha fazladır.
Yetersiz protein alımına bağlı ödem oluşabilir.

Hamilelik belirtileri

Posted by PPovveeR on


En önemli hamilelik belirtileri nelerdir?

Gebelik Belirtileri
Hamilelik belirtileri, anne adaylarının vücut yapılarına göre değişiklik gösterebilir... Hamilelikten gebeliğin ilk zamanlarında haberdar olmak her zaman için anne ve bebek açısından faydalıdır... Vücudun hazırlanması, iyi bir hamilelik dönemi için doğru ve kaliteli beslenme ve egzersizler için doktorunuzla birlikte plan yapabilirsiniz...Aşağıda açıklanan belirtilerden bir veya birkaçının kişide görülmesi, yüzde yüz hamile olduğu anlamına gelmez... Bu konuda kesin bir yargıya varmanız için eczanelerde satılan gebelik testi kitlerinden kullanabilirsiniz... Bunlardan da şüphe duyarsanız, en kesin yöntem olan hastanede yapılacak olan gebelik testini kullanmanız önerilir... Şimdi en sık rastlanan hamilelik belirtilerine göz atalım.
1- Adet döneminde gecikme : Bu en belirgin ve anne adayları arasında en sık görülen ortak hamilelik belirtisidir... Normal periyodun üzerinde bir gecikme, olası bir gebelik sebebi olabilir...  Fakat mevsim geçişleri, stres , hormonal problemler, aşırı kilo değişiklikleri, doğum kontrol hapları da gecikmeye sebep olabilmektedir...
2- Bulantı : Bu da en belirgin özelliklerdir... Genellikle sabah oluşur... Gebeliğin 8. haftasına kadar görülebilmektedir... Gün içinde herhangi bir saatte de görülebilmektedir...
3- Göğüslerde şişkinlik : Gebelik 2. haftasından itibaren göğüslerde şişkinlik ve hassasiyet oluşabilir... Kafein de göğüslerde hassasiyet oluşturabilir...
4- Yorgunluk : Çok güvenilir bir gösterge olmasa da, yorgunluk ta bir hamilelik belirtisi olabilir.
5- Yiyecek ve içeceklere karşı hassaslık : estrojen hormonlarının artmasından dolayı oluşan bu durum, yiyecek ve içeceklerin kokularına, tadlarına karşı oluşan bir hassaslık durumudur... Bazen çok sevdiğiniz şeylerin kokusu ve tadı bile size rahatsızlık verebilir...
6- Sık idrara çıkma : Gebeliğin altıncı haftasından itibaren başlayabilir. Hamilelik sırasında Vücuttaki kan ve diğer sıvıların miktarı artar...
7- Karında şişkinlik : Karında şişkinlik hissi hamileliğin ilk haftalarında duyulabilir...
8- Aşerme : Hamile kadının canı bazı gıdaları sık sık çekebilir... Bu hamileliğin belli bir döneminde yada tamamında sürebilir...
En sık görülen hamilelik belirtileri yukarıdaki 8 maddede anlatılmıştır... Yine de en kesin çözüm eczaneden alacağınız hamilelik test kiti veya hastane testidir...

Anne karnında bebeğin cinsiyeti nasıl anlaşılır ? (videolu Anlatım)

Posted by PPovveeR on

Anne karnında bebeğin cinsiyeti nasıl anlaşılır ? Bu videomuzda Bebeğin cinsiyetinin nasıl anlaşıldığını öğreneceksiniz.

Rent a Car - Oto Kiralama - Araç Kiralama - Araba Kiralama